Anlaşmalı boşanmada hâkim kusur araştırmadığı için davanın kabulü için delil şart değildir; TMK m.166/3'teki dört şartın gerçekleşmesi yeterlidir. Ancak taraflar hüküm kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönebilir ve dava çekişmeliye dönüşebilir. Mal varlığı, gelir ve çocukların düzeni hakkındaki doğru bilgi ise protokolün adil olup olmadığını belirler. Bu yolda delil, mahkeme için değil sizin güvenceniz için toplanır.
- Anlaşmalı boşanmada hâkim kusur araştırmaz; boşanma kararı için delil değil, TMK m.166/3'teki dört şartın gerçekleşmesi aranır.
- Yargıtay'ın yerleşik eğilimine göre taraflar hüküm kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönebilir ve bu durumda dava çekişmeli olarak sürer.
- Zina ve onur kırıcı davranış sebeplerindeki altı aylık hak düşürücü süre, anlaşma görüşmeleri uzarken de işlemeye devam eder.
- Protokolde mal rejimi açıkça düzenlenmezse sonradan ayrı dava açılabilir; genel bir vazgeçme cümlesi her alacağı kapsamayabilir.
- Protokol öncesi bilgi yalnızca hukuka uygun yollarla toplanmalıdır; eşin telefonuna girmek ya da gizli kayıt almak hem suç riski hem de pazarlık gücü kaybıdır.
İçindekiler

Anlaşmalı boşanma duruşmasında hâkim size "Eşiniz sizi aldattı mı?" diye sormaz. Sorduğu şey, protokolü kendi özgür iradenizle imzalayıp imzalamadığınız ve mal ile çocuklara ilişkin düzenlemeyi kabul edip etmediğinizdir. Bu yüzden anlaşmalı boşanmada delil, mahkemeyi ikna etmek için değil, imzaladığınız metnin neye dayandığını bilmek için gerekir. Kısa cevap şudur: Dava için çoğu zaman gerekmez, sizin için çoğu zaman gerekir.
Bu ayrım küçük görünür ama sonuçları büyüktür. Anlaşma son ana kadar bozulabilir; bozulduğunda dava çekişmeli boşanmaya döner ve o noktada elinizde ne varsa onunla yola devam edersiniz. Mal paylaşımı, nafaka ve velayet pazarlığında ise karşı tarafın beyanını doğrulayabilecek bilgi, masadaki en sessiz ama en etkili argümandır.
Aşağıda üç cepheyi sırayla ele alıyoruz: mahkemenin aradığı şartlar, anlaşmanın bozulma ihtimali ve protokol öncesi bilgi güvencesi. Her adımda çizgi aynıdır: Hukuka uygun olmayan hiçbir bilgi, ne mahkemede ne de pazarlık masasında işinize yarar.
Anlaşmalı boşanmada delil gerekir mi? Mahkemenin aradığı ile sizin ihtiyacınız
Mahkeme açısından hayır: TMK m.166/3'teki şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği kanun gereği temelinden sarsılmış sayılır ve hâkim kusur araştırması yapmaz. Sizin açınızdan ise cevap, anlaşmanın ne kadar sağlam olduğuna ve protokoldeki rakamların hangi bilgiye dayandığına bağlıdır.
Çekişmeli boşanmada davacı, boşanmaya yol açan olayları somut biçimde anlatmak ve her birini delille ispatlamak zorundadır; ispat yükü, iddia edilen olgudan kendi lehine sonuç çıkaran taraftadır (TMK m.6, HMK m.190). Anlaşmalı boşanmada bu yük ortadan kalkar. Kanun, iki eşin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliğini temelinden sarsılmış sayar. Hâkim olayları değil, iradeyi ve düzenlemeyi denetler.
Ne var ki "delil gerekmez" cümlesi, "bilgi gerekmez" anlamına gelmez. Protokol bir sözleşme gibi müzakere edilir, mahkeme onayıyla kararın parçası olur ve kesinleştikten sonra değiştirilmesi çok zorlaşır. İmzaladığınız her rakam, karşı tarafın mal varlığı, geliri ve yaşam düzeni hakkındaki bir varsayıma dayanır. O varsayım yanlışsa, yanlışlığın bedelini yıllarca ödeyebilirsiniz.
| Soru | Anlaşmalı boşanma (TMK m.166/3) | Çekişmeli boşanma (TMK m.161–166/1) |
|---|---|---|
| Kusur araştırılır mı? | Hayır | Evet, olay olay |
| Tarafların kabul beyanı hâkimi bağlar mı? | Bağlar; ikrarın bağlamayacağı kuralı uygulanmaz | Bağlamaz (TMK m.184/3) |
| Tanık dinlenir mi? | Kural olarak hayır | Genellikle evet |
| Mali sonuçlar nasıl belirlenir? | Taraf anlaşması ve hâkim denetimiyle | Kusur, ihtiyaç ve mali güce göre mahkemece |
| Mahkeme varlık araştırması yapar mı? | Genellikle hayır | Taleple bankalara, tapuya, SGK'ya yazı yazılabilir |
| Delil ne işe yarar? | Protokolün doğru bilgiye dayanması; anlaşma bozulursa hazırlık | Olayların ispatı, kusur dağılımı, tazminat ve nafaka |
Delilin sizin için gerekli olduğu üç an
Birinci an, imzadan öncedir. Protokoldeki mal, nafaka ve velayet maddelerini gerçek tabloyu bilerek mi, yoksa karşı tarafın anlattığıyla mı kabul ettiğiniz bu anda belirlenir. Bu aşamada bilginin işlevi, sizi bir davaya hazırlamak değil, makul bir anlaşmanın sınırlarını çizmektir.
İkinci an, duruşma ile kesinleşme arasıdır. Taraflardan biri bu aralıkta iradesinden dönerse dava çekişmeliye döner ve delil sunma süreleri başlar. Hazırlıklı olan taraf için bu bir aksilik, hazırlıksız olan için ise bir kriz olur.
Üçüncü an, kesinleşmeden sonradır. Protokoldeki yükümlülükler yerine getirilmezse icra takibi, nafaka değişikliği veya velayet düzenlemesine aykırılık gibi yeni uyuşmazlıklar doğar. Burada da ödeme kayıtlarının, yazışmaların ve teslim tutanaklarının düzeni belirleyici olur.
TMK m.166/3'ün dört şartı ve her birinde bilginin rolü
Anlaşmalı boşanma için kanun dört şart arar: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması. Bu şartlardan biri eksikse anlaşmalı yol kapanır ve dava genel kurallara tabi olur.
| Şart | Pratikteki anlamı | Gözden kaçan risk | Bilginin rolü |
|---|---|---|---|
| Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı | Süre, dava tarihine göre değerlendirilir | Süre dolmadan açılan dava çekişmeli kurallarla görülür | Bir yıl dolmamışsa temelden sarsılma delille ispatlanmalıdır |
| Birlikte başvuru veya kabul | Ortak dilekçe ya da çekişmeli davada karşı tarafın kabulü | Kabul, hüküm kesinleşinceye kadar geri alınabilir | Dönme ihtimaline karşı olay kronolojisi hazır tutulmalıdır |
| Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi | İki eş de duruşmada hazır bulunur; vekilin beyanı bunun yerine geçmez | Baskı altında açıklandığı anlaşılan irade boşanmaya yetmez | Baskı ve tehdit içerikli mesajlar orijinal hâliyle saklanmalıdır |
| Düzenlemenin uygun bulunması | Hâkim mali sonuçları ve çocukların durumunu denetler, değişiklik önerebilir | Önerilen değişiklik reddedilirse anlaşmalı yol kapanır | Nafaka ve kişisel ilişki maddeleri gerçek gelir ve ihtiyaç verisine dayanmalıdır |
Evlilik bir yıldan kısa sürdüyse delil yeniden sahneye çıkar
Bir yıllık süre dolmadan eşler boşanma konusunda tamamen hemfikir olsa bile TMK m.166/3'ten yararlanamaz. Bu durumda dava TMK m.166/1 kapsamında görülür ve TMK m.184/3 devreye girer: Tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz. Yani karşı tarafın "evet, evlilik bitti" demesi tek başına yetmez; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösteren olaylar tanık ve belgeyle ortaya konmalıdır.
Uygulamada bu durum, kısa süren evliliklerde sıkça gözden kaçar. Taraflar mali sonuçlar ve eşyalar konusunda anlaşır, dilekçeyi birlikte hazırlar, ama dilekçede somut olay anlatmaz ve tanık göstermez. Sonuç, gereksiz yere uzayan bir yargılamadır. Kısa evliliklerde de anlaşmayı yazılı hâle getirmek yararlıdır; ancak dilekçenin olay ve delil kısmı, çekişmeli bir davanın özeniyle hazırlanmalıdır.
Birlikte başvuru mu, kabul mü? Anlaşma bozulduğunda elinizde ne kalır?
Anlaşmalı boşanmaya iki kapıdan girilir. Birincisinde eşler ortak bir dilekçe ve protokolle birlikte başvurur. İkincisinde eşlerden biri çekişmeli bir dava açar, diğeri bu davayı kabul eder ve taraflar bir protokol sunar. İki yol da TMK m.166/3'ün kapsamındadır; fark, anlaşma bozulduğunda ortaya çıkar.
Ortak dilekçeyle başlayan bir dosyada genellikle tek bir olay anlatılmaz, tek bir tanık gösterilmez; çünkü buna gerek yoktur. Anlaşma bozulduğunda dava çekişmeli olarak sürse bile, olay anlatımı ve delil listesi sıfırdan kurulmak zorundadır. Çekişmeli dava olarak açılıp kabulle anlaşmalıya dönen bir dosyada ise dava dilekçesinde olaylar ve deliller zaten yer almıştır. Anlaşma bozulursa yargılama, önceden çizilmiş bir zemin üzerinde devam eder.
Hangi kapının seçileceği avukatınızla birlikte verilecek stratejik bir karardır. Karşı tarafın dönme ihtimalini yüksek görüyorsanız ya da daha önce benzer bir geri adım yaşandıysa, ortak dilekçenin sağladığı hız ile çekişmeli dilekçenin sağladığı güvence arasındaki dengeyi bilerek seçin.
"Bizzat dinleme" şartı neden bir güvencedir?
Hâkimin iki eşi de duruşmada bizzat dinlemesi, anlaşmanın baskı altında yapılmadığını güvenceye almak içindir. Eşlerden biri duruşmada protokolü okumadığını, anlamadığını ya da tehdit altında imzaladığını söylerse hâkim boşanma kararı veremez. Bu nedenle protokolün içeriğini duruşmadan önce satır satır okumak ve anlamadığınız her maddeyi avukatınıza sormak, kararın sağlamlığı için de gereklidir.
Baskı ve tehdit, "anlaşmalı" görünen boşanmalarda sanıldığından sık yaşanır: "İmzalamazsan çocukları göremezsin" ya da "imzalamazsan herkese anlatırım" gibi mesajlar. Bu tür mesajlar kendi telefonunuza geldiyse onları silmeyin, orijinal hâliyle ve yedeğiyle saklayın. Duruşmada iradenizin serbest olmadığını açıklamanız gerekirse ya da anlaşma bozulup dava çekişmeliye dönerse bu kayıtlar önem kazanır.
Her anlaşmalı boşanmada araştırma gerekir mi? Karşı görüşün haklı olduğu yerler
Hayır. Kısa süren, çocuksuz, ortak mal varlığı olmayan ve iki tarafın da gelirini açıkça bildiği bir evlilikte protokol öncesi araştırma çoğu zaman gereksiz bir masraftır. Araştırma, yalnızca bilgi asimetrisi olduğunda ve bu asimetrinin protokoldeki rakamları anlamlı ölçüde değiştirebileceği durumlarda değer üretir.
Araştırmaya karşı en sık ileri sürülen üç görüş vardır ve üçünün de haklı olduğu bir yan bulunur. Birincisi, "araştırma güveni zedeler, anlaşmayı bozar" görüşüdür. Bu, araştırma fark edilir biçimde yapıldığında ya da bulgular tehdit aracı olarak kullanıldığında doğrudur. Hukuka uygun ve ölçülü bir araştırma ise karşı tarafla hiç temas kurmaz; bulgular yalnızca avukatınıza gider ve masaya bir talep olarak, bir suçlama olarak değil, gelir.
İkincisi, "anlaşmalı boşanmada nasılsa mahkeme bakmaz, bilgi neye yarar" görüşüdür. Mahkemenin bakmaması, bilginin önemini azaltmaz, tersine artırır. Çekişmeli davada hâkim sizin talebinizle kurumlara yazı yazıp kayıt getirtebilir; anlaşmalı yolda bu araştırmayı kimse sizin yerinize yapmaz.
Üçüncüsü maliyettir. Bir araştırmanın maliyeti, protokolde söz konusu olan değerle orantılı olmalıdır. Aşağıdaki tablo, araştırma ihtiyacının hangi durumlarda yükseldiğini gösteren kaba bir ölçüdür; kesin bir kural değildir.
| Durum | Araştırma ihtiyacı | Gerekçe |
|---|---|---|
| Kısa evlilik, çocuk yok, ortak mal yok, iki taraf da bordrolu | Düşük | Bilgi asimetrisi yok denecek kadar az |
| Bir eşin şirket ortaklığı, serbest meslek veya nakit ağırlıklı işletme geliri var | Yüksek | Gelir ve varlık bordro dışında kalabilir |
| Boşanma konuşulmaya başladıktan sonra akrabaya taşınmaz veya pay devri yapıldı | Yüksek | TMK m.229 kapsamında değerlendirme gerekebilir |
| Zina şüphesi ve kayda değer mal varlığı birlikte var | Yüksek | Anlaşmalı yol, TMK m.236/2'deki imkândan vazgeçmek anlamına gelebilir |
| Velayet konusunda somut bir güvenlik kaygısı var | Orta–yüksek | Hâkimin denetimine sunulacak bilginin belgeye dayanması gerekir |
| Karşı taraf protokolü hızla ve ısrarla imzalatmaya çalışıyor | Orta | Hızın nedeni anlaşılmadan imza atılmamalı |
| Ortak hesaplar, şeffaf gelir ve tam bilgi paylaşımı var | Düşük | Doğrulanacak ciddi bir beyan yok |
Anlaşma ne zaman ve neden bozulur?
Anlaşma, protokolün imzalanmasından boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar her aşamada bozulabilir. Yargıtay'ın yerleşik eğilimine göre taraflar, anlaşmalı boşanma iradesinden ve protokolden hüküm kesinleşinceye kadar dönebilir; dönme hâlinde dava kendiliğinden düşmez, çekişmeli olarak sürdürülür. Bu, "imzaladık, iş bitti" duygusunun hukuken erken olduğu anlamına gelir.
Bozulmanın nedenleri genellikle üç başlıkta toplanır. Birincisi pişmanlıktır: Taraflardan biri, özellikle mal veya nafaka konusunda fazla verdiğini düşünür. İkincisi yeni bilgidir: Protokolden sonra öğrenilen bir ilişki, gizlenmiş bir varlık ya da beklenmedik bir borç dengeyi değiştirir. Üçüncüsü dış etkidir: Aile büyükleri, yeni bir partner veya farklı bir hukuki görüş taraflardan birini masadan kaldırır.
| Aşama | Bozulma biçimi | Hukuki sonuç | Hazırlıksızsanız kaybınız |
|---|---|---|---|
| İmzadan önce | Karşı taraf protokolü imzalamaz veya şartları değiştirir | Dava hiç açılmaz ya da tek taraflı çekişmeli dava açılır | Pazarlıkla geçen zaman; özel sebeplerde hak düşürücü süre |
| Duruşmada | Taraflardan biri kabulünü geri alır veya irade serbestliği şüpheli görülür | Anlaşmalı boşanma şartı gerçekleşmez; dava çekişmeli sürer | Delil listesi ve tanıklar hazır değilse süre baskısı |
| Hâkimin değişiklik önerisinde | Önerilen değişiklik taraflardan birince kabul edilmez | TMK m.166/3'e göre boşanmaya hükmedilemez | Yeniden müzakere ya da çekişmeli yargılama |
| Karar ile kesinleşme arasında | Kanun yoluna başvurularak iradeden dönüldüğü bildirilir | Yargıtay'ın genel eğilimine göre dava çekişmeli olarak yeniden ele alınır | Aylar sonra, eskimiş delillerle ispat zorunluluğu |
| Kesinleşmeden sonra | Protokol yükümlülükleri yerine getirilmez | Karardaki edimler icra yoluyla takip edilebilir; değişiklik ayrı dava konusudur | Ödeme ve iletişim kayıtları düzensizse takip zorlaşır |
Kesinleşmeyle birlikte kapı neredeyse kapanır
Boşanma kararı kesinleştikten sonra protokol, mahkeme kararının ayrılmaz parçası hâline gelir. Bu noktadan sonra "imzalarken bilmiyordum" itirazı kural olarak kararı ortadan kaldırmaz. Yargılamanın iadesi (HMK m.375) gibi olağanüstü yollar vardır; ancak bunlar kanunda sayılan sınırlı sebeplere bağlıdır ve yalnızca "sonradan öğrendim" demek yetmez.
İstinaf süresi, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Taraflar duruşmada kanun yoluna başvurmayacaklarını bildirdiğinde kararın kesinleşmesi hızlanır ve dönme penceresi de daralır. Hızlı bitirmek çoğu zaman makul bir tercihtir; yeter ki hız, bilgi eksikliğini örtmek için kullanılmasın. Kuşkunuz varsa onu duruşma gününden önce çözmek gerekir.
Çekişmeliye dönüş: Hazırlıksız yakalanmanın bedeli
Anlaşma bozulduğunda dava, TMK m.166/1-2 çerçevesinde çekişmeli boşanma olarak devam eder ve taraflara iddialarını ve delillerini sunma imkânı tanınır. Bu imkân sınırsız değildir: Usul hukuku, olayların somut biçimde anlatılmasını, her olayın hangi delille ispatlanacağının gösterilmesini ve bunların belirli süreler içinde yapılmasını ister.
Anlaşmalı boşanmaya hazırlanan biri çoğu zaman olay kronolojisi tutmaz, tanıklarıyla konuşmaz, belgelerini düzenlemez; çünkü buna ihtiyaç olmayacağını düşünür. Dava çekişmeliye döndüğünde ise kısa süreler içinde aylar, hatta yıllar öncesine ait olayları hatırlamak, belgelemek ve tanık göstermek zorunda kalır. Bu, ispatın en zayıf kurulduğu andır. Çekişmeli davada kusurun hangi olay ve delillerle kurulduğunu boşanmada kusur ispatı rehberinde boşanma sebeplerine göre ayrı ayrı ele aldık.
Usulün dört kilidi
İlk kilit somutlaştırma yüküdür. HMK m.194'e göre taraflar dayandıkları olayları ispata elverişli biçimde somutlaştırmalı ve hangi delilin hangi olayı ispatladığını açıkça belirtmelidir. "Eşim bana hiç ilgi göstermedi" bir kanaattir; "Mart ayında üç hafta boyunca eve gelmedi, bunu apartman görevlisi ve alt kattaki komşu gördü" ise ispata elverişli bir olaydır.
İkinci kilit, iddianın genişletilmesi yasağıdır. HMK m.141'e göre taraflar iddia ve savunmalarını ancak cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe genişletebilir; dilekçeler karşılıklı verildikten sonra karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah olmadan yeni olay eklenemez. Anlaşmalıdan çekişmeliye geçişte dilekçenize yazmadığınız bir olayı sonradan anlatmak çoğu zaman mümkün olmaz.
Üçüncü kilit tanık listesidir. HMK m.240/2, tanık listesinde gösterilmeyen kişilerin dinlenemeyeceğini ve ikinci bir liste verilemeyeceğini düzenler. Kimin neyi gördüğünü bilmeden aceleyle verilen liste, sonradan düzeltilemeyen bir eksiklik yaratır.
Dördüncü kilit süredir. HMK m.145'e göre taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremez; istisna, gecikmenin ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması ya da yargılamayı geciktirme amacı taşımamasıdır. "Anlaşacağımızı sanıyordum" gerekçesinin bu istisnaya girmesini beklemeyin.
Af ve hoşgörü: Anlaşma umuduyla verilen kararlar
Yargıtay'ın yerleşik eğilimine göre affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar, boşanma davasında karşı tarafa kusur olarak yüklenemez. Anlaşma dönemi, bu riskin en çok büyüdüğü dönemdir. Aldatıldığını öğrenen eşin "çocuklar için her şey düzgün bitsin" diyerek birlikte tatile gitmesi, samimi ortak paylaşımlar yapması ya da "geçmişi unuttum" yazan bir mesaj göndermesi, anlaşma bozulduğunda af veya hoşgörü olarak yorumlanabilir.
Bu, iyi niyetli davranmayın demek değildir; iyi niyetin kayda geçen biçimine dikkat edin demektir. Çocukların doğum günü gibi zorunlu ortak anlar ile ilişkiyi yeniden kuruyormuş izlenimi veren davranışlar arasındaki farkı avukatınızla konuşun. Yazışmalarınızda geçmiş olayları açıkça affettiğinizi söyleyen ifadelerden kaçının.
TMK m.236/2: Anlaşmalı yolda vazgeçilen kaldıraç
TMK m.236/1'e göre edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası önemli bir istisna içerir: Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Anlaşmalı boşanmada bu hüküm devreye girmez, çünkü boşanma zina veya hayata kast sebebine değil, TMK m.166/3'e dayanır. Zina şüphesi bulunan ve kayda değer mal varlığı olan bir evlilikte anlaşmalı yolu seçmek, bu kaldıraçtan vazgeçmek anlamına gelebilir. Bu bir hata olmak zorunda değildir; hızlı ve sessiz bir boşanma çoğu zaman bu kaldıraçtan daha değerlidir. Ama vazgeçtiğiniz şeyden bilerek vazgeçmelisiniz; bunun için de zina iddiasının hukuka uygun delillerle ispat edilebilir olup olmadığını önceden değerlendirmek gerekir.
Mal paylaşımı pazarlığında bilginin gücü
Mal paylaşımı pazarlığında güç, kimin daha çok bildiğinden gelir. Anlaşmalı boşanmada mahkeme sizin adınıza bankalara, tapu müdürlüklerine ya da SGK'ya yazı yazıp varlık araştırması yapmaz; protokoldeki rakamlar tarafların bildikleri ve beyan ettikleriyle sınırlıdır. Karşı tarafın beyanı eksikse, eksiklik büyük olasılıkla imzanızla kalıcı hâle gelir.
Mal rejimi sözleşmesi yapmamış eşler için yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m.202); 2002 öncesine uzanan evliliklerde o döneme ilişkin farklı kurallar uygulanır. Bu rejimde evlilik süresince çalışarak elde edilen kazanç, bunlarla alınan mallar ve kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (TMK m.219). Evlilik öncesi mallar ile miras ve karşılıksız kazanma yoluyla gelenler ise kişisel maldır (TMK m.220). TMK m.222/3'e göre bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Üç hüküm, protokol öncesi araştırmanın neden önemli olduğunu açıklar. TMK m.225/2'ye göre boşanma davası açılmışsa mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; hangi malın hesaba gireceği o tarihe göre belirlenir. TMK m.229, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmaları ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirleri hesaba ekler. TMK m.241 ise borçlu eşin malvarlığı yetmezse bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı dava imkânı tanır; bu hak, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır.
Bu hükümlerin ortak noktası şudur: Bir devri hesaba katabilmek için önce o devrin varlığını bilmeniz gerekir. Yargıtay'ın genel eğilimine göre mal rejimi protokolde düzenlenmemişse boşanmadan sonra ayrı bir tasfiye davası açılabilir; ancak açık ve kapsamlı bir vazgeçme ifadesi varsa bu yol büyük ölçüde kapanır. Hangi ifadeyi imzalayacağınız, ne bildiğinize bağlı olmalıdır. Varlık araştırmasında nelerin yapılabildiğini ve nelerin yalnızca mahkeme kanalıyla mümkün olduğunu mal varlığı araştırmasının hukuka uygun yöntemleri sayfasında ayrıca anlattık.
| Varlık türü | Hukuka uygun bilgi kaynağı | Dava içinde nasıl getirtilir? | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|---|
| Taşınmaz | Elinizdeki tapu senetleri; TMK m.1020'ye göre ilgisini inanılır kılan kişinin tapu kaydına erişimi | Tapu müdürlüğüne yazılan müzekkere | Akrabaya yakın tarihli devirler TMK m.229 açısından incelenmeli |
| Araç | Ruhsat, sigorta poliçesi, kendi gözleminiz, açık satış ilanları | Trafik tescil kayıtlarının celbi | Satış ilanı ile tescil kaydı arasındaki tarih farkı anlamlı olabilir |
| Şirket payı | Ticaret Sicili Gazetesi ilanları, şirketin açık kaynaklı bilgileri | Ticaret sicil kayıtları, bilirkişi değerlemesi | Pay devri, sermaye artırımına katılmama, yeni şirket kuruluşu |
| Banka hesabı ve yatırımlar | Yalnızca kendi hesaplarınız ve ortak hesap ekstreleri | Bankalara yazılan müzekkere | Başkasının hesabını içeriden sorgulatmak suçtur |
| Gelir ve sigortalılık | Bildiğiniz bordrolar, açık ticari bilgiler | SGK ve vergi dairesi kayıtlarının celbi | Kayıt dışı gelir ancak yaşam standardı göstergeleriyle desteklenebilir |
| Ziynet ve değerli eşya | Düğün fotoğrafları, faturalar, tanıklar | Tanık, belge, gerekirse bilirkişi | Ziynetin kime ait olduğu ve nerede bulunduğu ayrıca tartışılır |
| Yurt dışı ve dijital varlıklar | Açık kaynak izleri, kendi bildiğiniz transfer kayıtları | Mahkeme aracılığıyla, sınırlı ve zor | Varsayım değil iz gerekir; gösterge kanıt değildir |
Mal kaçırma göstergeleri: Gösterge kanıt değildir
Boşanma konuşulmaya başlandıktan sonra bazı hareketler dikkat çekebilir: bir taşınmazın anne, baba veya kardeşe devredilmesi, şirket payının üçüncü kişiye geçmesi, yeni alınan aracın başkası adına tescil edilmesi, ortak hesaplardan olağan dışı nakit çekimi ya da birden ortaya çıkan "eski borç" senetleri. Bunların her biri meşru bir açıklamaya sahip olabilir. Bu yüzden göstergeyi kanıt gibi sunmak yerine tarihini, tarafını ve tutarını belgeleyip avukatınıza taşımak gerekir.
Belgeleme burada bir kronoloji işidir. Devrin tarihi, boşanma konuşmalarının başladığı tarih ve devirden yararlanan kişinin eşle ilişkisi yan yana konduğunda, TMK m.229'daki "katılma alacağını azaltma kastı" tartışması somut bir zemine oturur. Bu zemini kuran bilgi, protokolde hangi maddeyi isteyeceğinizi de belirler.
Katkılarınızın izi: Değer artış payı
Mal paylaşımında yalnızca karşı tarafın varlıkları değil, sizin katkılarınız da belgelenmelidir. TMK m.227'ye göre eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuşsa, tasfiyede bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Örneğin eşinizin evlilik öncesi evinin tadilatını sizin birikiminizle yaptıysanız, bu katkı kendiliğinden görünmez.
Katkının izi genellikle sizin elinizdeki belgelerdedir: kendi hesabınızdan yapılan havale dekontları, kredi taksitlerinin ödendiği hesap hareketleri, tadilat faturaları, ustalarla yapılan yazışmalar. Bu belgeleri protokol görüşmelerinden önce bir araya getirmek, "ben de katkı yaptım" cümlesini bir rakama dönüştürmenin ilk adımıdır. TMK m.227/3'e göre eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir; protokoldeki bir vazgeçme maddesinin bu sonucu doğurabileceğini unutmayın.
Pazarlık sürerken varlığı korumak
Protokol müzakeresi sürerken bazı koruma araçları dava açılmadan önce de kullanılabilir. Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir (TMK m.194); eşlerden biri diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez. Ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiğinde hâkim, belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir (TMK m.199).
Dava açıldıktan sonra ise hâkim, eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Bu araçlardan hangisinin hangi anda uygun olduğu dosyaya göre değişir; hepsinin ortak ihtiyacı ise hangi malın tehlikede olduğunu gösteren somut bilgidir.
Nafaka ve gelir: Beyan edilen ile yaşanan arasındaki fark
Nafaka miktarı, protokolde tarafların beyan ettiği gelir ve ihtiyaçlara göre belirlenir; anlaşmalı boşanmada mahkeme genellikle ayrıntılı bir gelir araştırmasına girmez. Bu nedenle karşı tarafın "düşük ücretle çalışıyorum" beyanı ile yaşam düzeni arasında belirgin bir fark varsa, bu farkı imzadan önce netleştirmek gerekir.
Kanun iki nafaka türü öngörür. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer tarafın mali gücü oranında bağlanır (TMK m.175). İştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK m.182). Her iki hesapta da mali güç belirleyicidir; mali güç ise bordrodan ibaret değildir.
Yoksulluk nafakasının yasal çerçevesi de değişim sürecindedir. Anayasa Mahkemesi, TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir; 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararı 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Protokolde nafakanın süresi, artış esası ve sona erme koşulları gibi konuları bu gelişmeyi bilen bir avukatla birlikte yazmak, ileride doğabilecek tartışmaları azaltır.
Kayıt dışı gelir ve yaşam standardı göstergeleri
Gelir gizlemenin en yaygın biçimi, düşük bordro ile yüksek yaşam düzeni arasındaki farktır: düşük ücretle görünen ama sık sık araç değiştiren, yurt dışına düzenli seyahat eden ya da nakit ağırlıklı bir işletmeyi fiilen yöneten bir eş. Bu fark, protokol öncesi dönemde yalnızca hukuka uygun göstergelerle ortaya konabilir: kamuya açık sosyal medya paylaşımları, işletmenin açık kaynaktaki ilanları ve tanıtımları, kamuya açık alanda gözlemlenen yaşam düzeni.
Bu göstergeler tek başına bir gelir rakamı kanıtlamaz. Ama protokolde beyan edilen gelir yerine gerçekçi bir nafaka miktarı istemenin, gerekirse anlaşmalı yoldan vazgeçip mahkemenin resmî kayıtlara başvurmasını sağlamanın gerekçesini oluşturur. Gelir ve yaşam standardının nasıl ispatlandığını nafaka davasında gelir tespiti rehberinde ayrıntılı biçimde ele aldık.
Kesinleşmeden sonra irat biçimindeki nafaka, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde artırılabilir ya da azaltılabilir (TMK m.176/4). Ancak bu yol, "baştan yanlış bilgiyle kabul ettim" itirazının yerine geçmez; değişiklik davası, sonradan değişen koşullara dayanır. Baştan eksik bilgiyle kabul edilen bir rakamı düzeltmek, baştan doğru rakamı yazmaktan her zaman daha zordur.
| Gösterge | Ne anlatabilir? | Ne anlatamaz? | Hukuka uygun belgeleme |
|---|---|---|---|
| Sık araç değişimi | Bordroyla açıklanması zor bir harcama gücü | Aracın kime ait olduğunu ve nasıl finanse edildiğini | Açık ilanlar, kamuya açık alanda gözlem, tarih ve plaka notu |
| Düzenli yurt dışı seyahat | Yüksek harcama kalemi | Seyahatin kim tarafından ödendiğini | Kamuya açık paylaşımların tarihli arşivi |
| Fiilen yönetilen işletme | Kayıt dışı veya başkası adına gelir ihtimali | İşletmenin gerçek kârını | İşletmenin açık kaynak bilgileri, kamuya açık alanda gözlem |
| Lüks tüketim paylaşımları | Yaşam standardının beyanla çelişmesi | Harcamanın sürekliliğini | Paylaşımın bağlantısı, tarihi ve değiştirilmediğini gösteren kayıt |
Velayet pazarlığı: Masaya konamayacak olan
Velayet, anlaşmalı boşanmada taraflarca düzenlenebilir ama pazarlık malzemesi değildir. Hâkim velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini çocuğun üstün yararına göre denetler; uygun bulmazsa değişiklik önerir. "Evi sen al, çocuklar bende kalsın" türünden takaslar, çocuk açısından gerekçelendirilemiyorsa protokolün onaylanmasını zorlaştırır.
Yargıtay uygulamasında, tarafların birlikte talep etmesi ve çocuğun yararına uygun bulunması hâlinde ortak velayet düzenlemesine onay verilen kararlar bulunmaktadır. Kişisel ilişki takvimi ise çocuğun yaşı, okulu, ebeveynlerin yaşadığı şehirler ve çalışma saatleri gibi somut bilgilere dayanmalıdır. 2021'de TMK m.182'ye eklenen fıkra uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder.
Velayet kaygısı varsa neyi, nasıl belgelemeli?
Karşı ebeveynin yaşam düzeni çocuğunuz için gerçek bir risk taşıyorsa (alkol veya madde kullanımı, şiddet geçmişi, çocuğu güvensiz bir ortamda bırakma, sık ve uzun süreli yokluk) bunu "nasılsa hâkim bakmaz" düşüncesiyle protokolün dışında bırakmayın. Ama kaygıyı söylentiyle değil, belgeyle ifade edin: okul ve sağlık kayıtları, kendi telefonunuza gelen mesajlar, kolluk veya savcılık kayıtları, olaya bizzat tanık olan kişiler ve kamuya açık alanda yapılmış gözlemler.
Çocuğun mahremiyeti bu süreçte ayrı bir sınırdır. Çocuğun telefonuna takip uygulaması kurmak, onu diğer ebeveyn hakkında sorguya çekmek ya da evde gizli kayıt almak hem çocuğa zarar verir hem de hukuka aykırılık sorunu doğurur. Velayet dosyasında hangi kayıtların ve gözlemlerin değerli olduğunu velayet davasında delil rehberinde ayrıca anlattık.
Velayet düzenlemesi kesinleştikten sonra da değişmez değildir. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim gerekli önlemleri alır (TMK m.183). Bu, velayeti protokolde "şimdilik" bırakmanın bir strateji olduğu anlamına gelmez; değişiklik davası, yeni ve somut bir durum değişikliğinin ispatını gerektirir.
Protokol öncesi güvence: Hangi bilgiyi, hangi yolla toplarsınız?
Protokol öncesi bilgi toplamanın tek ölçütü hukuka uygunluktur. Anayasa m.38/6'ya göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez; HMK m.189/2'ye göre de hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemece dikkate alınamaz. Anlaşmalı boşanmada risk bundan da büyüktür: Hukuka aykırı yolla elde edilen bilgi, pazarlık masasında size karşı bir suç duyurusuna dönüşebilir.
| Yöntem | Hukuki durum | Pazarlıkta ve davada değeri | Not |
|---|---|---|---|
| Kendi telefonunuza gelen mesaj ve e-postalar | Hukuka uygun | Yüksek; orijinal cihaz ve yedekle birlikte | Silmeyin; ekran görüntüsünün yanında orijinali saklayın |
| Kendi hesaplarınız ve ortak hesap ekstreleri | Hukuka uygun | Yüksek | Eşinize ait ayrı hesaplar bu kapsamda değildir |
| Tapu, ticaret sicili ve diğer açık kaynaklar | Hukuka uygun | Orta–yüksek; tarih ve kaynakla belgelenirse | Kaynağın adresi, erişim tarihi ve kaydı tutulmalı |
| Kamuya açık alanda gözlem | Hukuka uygun; ısrarlı ve fark edilir takip TCK m.123/A riskidir | Orta–yüksek; tarih, saat, konum ve yöntem beyanıyla | Özel alana kamera veya cihaz yerleştirilmez |
| Noter tespiti, delil tespiti (HMK m.400 vd.) | Hukuka uygun | Yüksek; resmî tutanak | Kaybolma riski olan deliller için |
| Eşin telefonuna veya hesabına girmek | TCK m.243, m.132 ve m.134 kapsamında suç riski | Mahkemece dikkate alınmaz | Şifreyi bilmek erişim izni anlamına gelmez |
| Gizli ses kaydı veya dinleme | TCK m.133 | Kural olarak delil değeri yok | Ev, araç ve telefon görüşmeleri dahil |
| Araca GPS takmak | TCK m.134; koşullara göre m.123/A | Delil değeri yok, ceza riski var | Aracın ortak kullanımda olması riski ortadan kaldırmaz |
| Banka, operatör veya kamu kaydını içeriden sorgulatmak | TCK m.136 | Delil değeri yok | Bilgiyi veren de alan da sorumlu olabilir |
Zaman damgası, orijinal dosya ve saklama düzeni
Bilginin değeri, ne kadar sağlam saklandığıyla doğru orantılıdır. Kendi telefonunuzdaki bir yazışmanın ekran görüntüsü kolayca itiraz konusu olur; aynı yazışmanın orijinal cihazda durması, tarih ve gönderici bilgisinin görülebilmesi ve gerekirse bilirkişi incelemesine açık olması ise onu güçlendirir. HMK m.199, fotoğraf, film, görüntü, ses kaydı ve elektronik ortamdaki verileri belge olarak tanımlar; bir belgenin ikna gücü ise bütünlüğünün korunmasına bağlıdır.
Pratik bir saklama düzeni üç unsur içerir: orijinal dosyanın değiştirilmeden saklanması, her dosya için ne zaman, nerede ve nasıl elde edildiğini gösteren kısa bir not ve dosyanın sonradan değiştirilmediğini gösteren bir bütünlük kontrolü (örneğin hash değeri). Delil zinciri (chain of custody), bir delilin elde edildiği andan mahkemeye sunulduğu ana kadar kimde, nerede ve nasıl saklandığını gösteren kesintisiz kayıttır.
Kaybolabilecek bilgi için erken davranmak
Bazı bilgiler beklemeye gelmez. İş yeri veya site kamera kayıtları belirli aralıklarla üzerine yazılır; açık sosyal medya paylaşımları bir gecede silinebilir; ilanlar yayından kalkar. Böyle bir bilginin kaybolma ihtimali varsa HMK m.400 vd. kapsamında delil tespiti istenebilir. Kanun, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinde hukuki yararın var sayılacağını açıkça düzenler.
Açık kaynaktaki içerikler için ilk adım daha basittir: içeriğin bağlantısını, tarihini ve görünümünü değiştirilmemiş biçimde kaydetmek. Bu kayıt, anlaşma ayakta kalırsa protokolde talebinizi gerekçelendirmenize; bozulursa delil tespiti veya dava aşamasında içeriğin varlığını göstermenize yarar.
Protokol öncesi kontrol listesi
İmzadan önce iki ayrı kontrol yapmanız gerekir: birincisi bilginin, ikincisi metnin kontrolü. Bilgi listesi protokoldeki rakamların neye dayandığını; metin listesi ise bu rakamların hukuken sağlam biçimde yazılıp yazılmadığını sınar.
Bilgi kontrol listesi
- [ ] Evlilik süresince edinilen taşınmazların listesi, tapu bilgisi ve edinme tarihleri hazır.
- [ ] Araçların plaka, ruhsat ve sigorta bilgileri ile son dönemdeki alım-satım hareketleri biliniyor.
- [ ] Eşin ortağı olduğu şirketler ve yakın zamanda pay devri yapılıp yapılmadığı açık kaynaklardan kontrol edildi.
- [ ] Kendi ve ortak banka hesaplarınızın ekstreleri, kredileriniz ve kart borçlarınız dosyalandı.
- [ ] Son bir yıl içinde yakın akrabaya yapılan devir veya bağış olup olmadığı not edildi.
- [ ] Eşin beyan ettiği gelir ile yaşam düzeni arasındaki fark (varsa) hukuka uygun göstergelerle belgelendi.
- [ ] Karşı tarafın malına yaptığınız katkıların dekont, fatura ve yazışmaları bir araya getirildi.
- [ ] Çocukların okul, sağlık, servis, kurs ve bakım giderleri aylık olarak hesaplandı.
- [ ] Ziynet eşyası, düğün hediyeleri ve kişisel eşyaların listesi ile bulundukları yer belirlendi.
- [ ] Süreç boyunca gelen tehdit veya baskı içerikli mesajlar orijinal hâlleriyle saklandı.
- [ ] Zina veya şiddet gibi özel bir sebep varsa öğrenme tarihi yazıldı ve altı aylık süre avukatla hesaplandı.
Metin kontrol listesi
- [ ] Mal rejiminin tasfiyesi açıkça düzenlendi; vazgeçme varsa hangi alacakları kapsadığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazıldı.
- [ ] Taşınmaz devri varsa devrin kim tarafından, ne zaman yapılacağı ve masrafların kime ait olduğu belirtildi.
- [ ] Yoksulluk nafakası varsa miktarı, ödeme günü, artış esası ve süresine ilişkin düzenleme net.
- [ ] İştirak nafakası her çocuk için ayrı ayrı ve artış esasıyla yazıldı.
- [ ] Velayet ve kişisel ilişki takvimi; bayramlar, yaz ve yarıyıl tatilleri ile doğum günleri dahil somut biçimde düzenlendi.
- [ ] Maddi ve manevi tazminat konusunda açık bir hüküm var: ya miktar ya da açık vazgeçme.
- [ ] Ziynet ve kişisel eşyaların teslimi ile teslim tarihi belirlendi.
- [ ] Ortak borçların kim tarafından ödeneceği yazıldı ve protokolün bankayı bağlamadığı hesaba katıldı.
- [ ] Ödemeler taksitliyse vadeler ve gecikmenin sonucu açık, icra edilebilir bir dille yazıldı.
- [ ] Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda hüküm var.
Bu iki listedeki her "hayır" cevabı anlaşmayı bozmanızı gerektirmez. Ama her biri, avukatınızla konuşmanız gereken bir soru işaretidir. Boşanma sürecinde hangi delilin ne zaman toplanacağına dair genel çerçeveyi boşanma davasında delil toplama rehberinde bulabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanma sürecinde sık yapılan hatalar
Hataların çoğu, hızlı bitirme isteği ile bilgi eksikliğinin birleşmesinden doğar. Aşağıdakiler, anlaşmalı dosyalarda en sık görülen ve sonradan düzeltilmesi en zor olan hatalardır.
- Genel vazgeçme cümlesine güvenmek. "Taraflar birbirinden hiçbir talepte bulunmayacaktır" gibi bir ifade, sizin düşündüğünüz her şeyi kapsamayabilir; karşı tarafın düşündüğünü de kapsamayabilir. Hangi alacaktan vazgeçildiği tek tek yazılmalıdır.
- Pazarlık uzarken süreleri unutmak. Zina ve onur kırıcı davranış sebeplerindeki altı aylık hak düşürücü süre, anlaşma görüşmeleri sırasında da işler.
- Anlaşma umuduyla af izlenimi vermek. Birlikte tatil, "her şeyi unuttum" mesajı ya da samimi ortak paylaşımlar, anlaşma bozulduğunda hoşgörü olarak yorumlanabilir.
- Karşı tarafın beyanını doğrulamadan imzalamak. "Şirket zararda", "evin kredisi bitmedi", "araç babamın" gibi beyanlar, açık kaynaklarla kontrol edilebilecekken kontrol edilmez.
- Eşin telefonunu karıştırmak. Bu davranış TCK m.243 ve m.134 kapsamında suç riski taşır, elde edilen bilgi mahkemece dikkate alınmaz ve anlaşma bozulursa size kusur olarak yüklenebilir.
- Bilgiyi tehdit aracı yapmak. Hukuka uygun bilgi bile ifşa tehdidiyle kullanıldığında şantaj riskine dönüşür.
- Velayeti mal veya nafakayla takas etmek. Hâkimin onaylamayabileceği bu tür takaslar, ileride velayet değişikliği taleplerine de zemin hazırlar.
- Tek kopya ekran görüntüsüyle yetinmek. Orijinal mesajı silmek ya da cihazı sıfırlamak, ileride yapılacak bir bilirkişi incelemesini imkânsız hâle getirebilir.
- Hazır şablon protokol kullanmak. Şablonlar sizin mal varlığınızı, çocuklarınızın düzenini ve devir masraflarını bilmez.
- Duruşmaya protokolü okumadan gitmek. Hâkimin sorusuna "avukatım biliyor" diye cevap vermek, irade serbestliğinin sorgulanmasına yol açabilir.
Kanıt Dedektiflik bu süreçte ne yapar?
Kanıt Dedektiflik, anlaşmalı boşanma sürecinde dava kazanmak için değil, protokolün doğru bilgiye dayanması için çalışır. Her dosya, talebin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirildiği Hukuka Uygunluk Ön Testi ile başlar. Eşin telefonuna erişim, gizli kayıt, araca cihaz takma ya da banka kaydı sorgulatma gibi talepler bu aşamada reddedilir.
Kabul edilen dosyalarda kapsam ve sınırlar yazılı olarak belirlenir. Çalışma, açık kaynak araştırması (OSINT) ile şirket, taşınmaz ve yaşam düzeni göstergelerinin taranmasını ve gerektiğinde kamuya açık alanda, ısrarlı takip niteliğine varmayan ölçülü gözlemi kapsar. Bulgular zaman damgasıyla kaydedilir ve delil zinciri korunur. Araştırma karşı tarafın beyanını doğruluyorsa bu da açıkça raporlanır; bazen en değerli sonuç, protokolü gönül rahatlığıyla imzalayabileceğinizi bilmektir.
Teslim edilen Delil Dosyası; kronoloji, fotoğraf ve video ekleri, konum-zaman eşleşmesi, yöntem beyanı ve bütünlük (hash) listesinden oluşur. Dosya avukatınıza yapılan bir brifingle teslim edilir; protokolün hangi maddesinin yeniden müzakere edileceğine ya da anlaşmalı yoldan vazgeçilip vazgeçilmeyeceğine siz ve avukatınız karar verirsiniz. Anlaşma bozulursa aynı dosya, çekişmeli yargılamadaki boşanma davası delil desteğinin temelini oluşturur. Ücretsiz bir ön görüşme için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
İmzadan önce sormanız gereken son soru
Anlaşmalı boşanma, doğru kurulduğunda hem eşler hem çocuklar için en az yıpratıcı yoldur. Onu güvenli kılan şey, mahkemenin aramadığı delil değil, sizin imzadan önce sahip olduğunuz bilgidir. Protokol önünüze konduğunda kendinize tek bir soru sorun: "Bu metni hangi bilgiye dayanarak imzalıyorum?"
Cevabınız "karşı tarafın söylediklerine" ise şu dört adımı atmadan imza atmayın:
- Zina veya şiddet gibi bir olay varsa öğrenme tarihini yazın ve altı aylık süreyi avukatınızla bugün hesaplayın.
- Bilgi kontrol listesindeki boşlukları yalnızca hukuka uygun kaynaklarla doldurun; doldurulamayanları ayrıca not edin.
- Mal rejimi, nafaka, velayet ve tazminat maddelerinin her birinin neyi kapsadığını avukatınızla tek tek okuyun.
- Anlaşma bozulursa kullanacağınız kronolojiyi, tanık adlarını ve belgeleri şimdiden tek bir dosyada toplayın.
Anlaşma ayakta kalırsa bu hazırlık size birkaç günlük emeğe mal olur. Bozulursa, dosyanızın ilk ve en sağlam sayfası olur.
Kaynaklar ve mevzuat
Bu konuyla ilgili hizmetler
Boşanma Davası Delil Desteği
Davanın taleplerinden geriye doğru çalışıyoruz: avukatınızın ispatlaması gereken vakıaları belirliyor, bunlara karşılık gelen bulguları hukuka uygun yollarla topluyor ve dilekçe ile delil listesine oturacak biçimde raporluyoruz.
İnceleMal Varlığı Araştırması
Resmi sorguların boş döndüğü dosyalarda borçlunun gerçek ekonomik izini açık kaynak ve saha doğrulamasıyla belgeliyor, bulguyu avukatınızın icra ve dava stratejisine uygun bir Delil Dosyası'na dönüştürüyoruz.
İncele

