Borçlunun mal varlığı, özel kişilerin kendi başına yaptığı sorgularla değil, icra takibi üzerinden öğrenilir. Takip kesinleşince alacaklı veya avukatı UYAP'ta tapu, araç ve SGK kayıtlarını sorgulatır; bankalara haciz ihbarnamesi gönderilir. Borçlu malını başkasına devretmişse ihtiyati haciz ve tasarrufun iptali davası gündeme gelir. Özel araştırma ise açık kaynak ve saha doğrulamasıyla resmi kanalın nereye bakması gerektiğini gösterir.
- Tapu, araç, banka ve SGK kayıtlarını ne alacaklı ne de dedektif kendi başına sorgulayabilir; bu kayıtlara icra dosyası veya mahkeme üzerinden ulaşılır.
- İİK m.78 uyarınca takip kesinleşince alacaklı, haciz istemeden UYAP üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarını sorgulayabilir; elde edilen bilgi hukuka aykırı olarak paylaşılamaz.
- Vadesi gelmemiş alacakta bile borçlu mallarını kaçırmaya hazırlanıyorsa ihtiyati haciz istenebilir; mahkemeye kanaat verecek delil gösterme yükü alacaklıdadır (İİK m.257-258).
- Tasarrufun iptali davası için elde aciz belgesi veya aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı bulunmalıdır; dava hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçince düşer.
- İİK m.278 Aralık 2025'te 7571 sayılı Kanun'la yeniden yazıldı; yakın akraba, eş ve ortak konutta yaşayanlarla yapılan devirlerde karşılığın gerçek değere uygun olduğunu ispat yükü artık devralandadır.
İçindekiler

Alacağınız bir mahkeme kararına, bir senede ya da bir faturaya bağlı olabilir; ama tahsil edemediğiniz sürece elinizdeki şey bir kâğıttır. Borçlu "hiçbir şeyim yok" der, siz ise onu yeni bir araçla, açık bir dükkânda ya da sosyal medyada tatil fotoğraflarında görürsünüz. Mal varlığı nasıl öğrenilir sorusu tam bu çelişkiden doğar ve çoğu zaman yanlış bir yere götürür: "tapuda tanıdığı olan biri", "bankadan bilgi alabilen" bir aracı ya da her şeyi bulacağını vaat eden bir teklif.
Gerçek cevap daha az gizemli ama çok daha etkilidir. Türkiye'de borçlunun tapu, araç, banka ve sigorta kayıtlarına ulaşmanın meşru yolu icra takibidir; bu kayıtları alacaklı adına icra dairesi ve avukat görür. Dava açıldıysa mahkeme kurumlara müzekkere yazar. Özel araştırmanın yeri ise bu resmi kanalın yerine geçmek değil, ona yön vermektir: resmi kayıtların göstermediği devirleri, başkası adına yürütülen işletmeleri ve mal kaçırma hazırlığını hukuka uygun kaynaklardan belgelemek.
Aşağıdaki bölümler bir alacaklının izleyeceği yolu sırasıyla ele alıyor: hangi kayda kimin ulaşabildiği, takip kesinleşince UYAP'ta neyin görüldüğü, sorgu boş döndüğünde ne yapılacağı, ihtiyati haciz ve tasarrufun iptali davasının şartları ve özel araştırmanın bu süreçte tam olarak hangi boşluğu doldurduğu. Mevzuat atıfları, Aralık 2025'te yürürlüğe giren İcra ve İflas Kanunu değişikliği dahil, güncel metne göre verilmiştir.
Mal varlığı nasıl öğrenilir: üç kanal, üç farklı yetki
Borçlunun mal varlığı üç kanaldan öğrenilir: icra takibi üzerinden yapılan resmi sorgular, dava sırasında mahkemenin kurumlara yazdığı müzekkereler ve herkesin erişebildiği açık kaynaklar ile kamuya açık alanda yapılan gözlem. İlk iki kanal kayıtların kendisine ulaşır; üçüncüsü ise kayıtların nereye bakması gerektiğini gösterir.
Mal varlığı araştırması, bir borçlunun sahip olduğu, fiilen kullandığı veya yakın zamanda elden çıkardığı ekonomik değerleri hukuka uygun kaynaklardan tespit edip bunu haciz, ihtiyati tedbir veya dava için kullanılabilir biçimde belgeleme sürecidir. Bu tanımda iki ayrıntı önemlidir. Birincisi "fiilen kullandığı" ifadesidir: resmi kayıt yalnızca borçlunun adına olanı gösterir, oysa mal kaçıran borçlunun en değerli varlıkları çoğu zaman başkasının adınadır. İkincisi "elden çıkardığı" ifadesidir: alacaklı için bugün sahip olunan kadar, son beş yılda devredilen de önemlidir; çünkü bu devirler belirli şartlarla geri döndürülebilir.
Üç kanalın yetkisi birbirinin yerine geçmez. İcra müdürlüğünün gördüğü tapu kaydını bir dedektif göremez. Buna karşılık icra müdürlüğü, borçlunun kardeşinin adına kurulmuş bir şirketin borçlunun eski atölyesinde faaliyet gösterdiğini kendiliğinden bilemez; bu bilgiyi ona birinin getirmesi gerekir. Etkili bir tahsil stratejisi, bu iki dünyayı doğru sırayla çalıştırmaktır.
| Kanal | Kim kullanır? | Neyi gösterir? | Neyi göstermez? |
|---|---|---|---|
| İcra takibi ve UYAP sorgusu | İcra müdürlüğü; alacaklı veya vekili (İİK m.78) | Borçlu adına kayıtlı taşınmaz, araç, SGK kaydı, işveren bilgisi ve diğer entegre kayıtlar | Başkası adına kayıtlı ama borçlunun kullandığı varlıklar; kayıt dışı işler |
| Haciz ihbarnamesi | İcra müdürlüğü, alacaklının talebiyle (İİK m.89) | Bankalardaki hesaplar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar haczedilir | Hangi üçüncü kişinin borçluya borçlu olduğunu kendiliğinden bulmaz |
| Mahkeme müzekkeresi | Dava sırasında mahkeme | Kurumlardaki kayıtlar, devir belgeleri, satış bedelleri | Dava açılmadan kullanılamaz |
| Açık kaynak ve saha doğrulaması | Alacaklı, avukat, dedektif | Sicil ilanları, ihale sonuçları, marka kayıtları, ilanlar, faal işletme, fiili kullanım | Hiçbir resmi kayıt içeriği; banka, tapu, SGK bilgisi |
Tablonun son satırı, sonraki bütün bölümlerin ana fikrini taşıyor: açık kaynak ve saha doğrulaması resmi kayda ulaşmaz, ama resmi kaydı doğru yere yöneltir. Bir kamu ihalesinin sonucu, bir sicil ilanı ya da aynı adreste yeni bir tabela, avukatınızın icra müdürlüğünden veya mahkemeden isteyeceği işlemin adresini belirler.
"Kimlik numarasıyla tapu sorgulama" ve diğer yanılgılar
Bir kişinin mal varlığını kimlik numarasıyla toplu olarak listeleyen ve özel kişilere açık hiçbir resmi hizmet yoktur. e-Devlet'teki tapu, araç ve sigorta sorguları kişinin yalnızca kendi kayıtlarını gösterir. Başkasının kayıtlarını görmek için ya kanunun tanıdığı bir sıfat (alacaklı vekili, icra müdürü, hâkim) ya da o kişinin açık rızası gerekir.
Bu yanılgı yaygındır, çünkü bazı kayıtların "aleni" olduğu doğrudur. Türk Medeni Kanunu m.1020 tapu sicilinin herkese açık olduğunu söyler; ancak aynı madde, kayıtların incelenmesi için ilginin inandırıcı kılınmasını şart koşar. Bu hüküm belirli bir taşınmaz hakkında ilgili kişinin bilgi almasını düzenler, birinin Türkiye genelindeki bütün taşınmazlarını taramayı değil. Benzer biçimde ticaret sicili ilanları gerçekten herkese açıktır, ama banka hesabı, SGK hizmet dökümü ve araç tescil bilgisi değildir.
| Sık duyulan iddia | Gerçek durum | Doğru kanal |
|---|---|---|
| "Kimlik numarasıyla kimin üzerine ne tapu var, öğrenilir." | Kişi bazlı tapu taraması yalnızca icra dosyası veya mahkeme üzerinden yapılır | Kesinleşmiş takipte UYAP TAKBİS sorgusu; dava sırasında müzekkere |
| "Plakadan aracın sahibini öğrenebilirim." | Araç tescil bilgisi kişisel veridir; özel kişilere açık plaka-malik sorgusu yoktur | Borçlu adına araç için UYAP sorgusu; dava içinde mahkeme müzekkeresi |
| "Dedektif banka hesabını bulur." | Banka bilgisi bankacılık sırrıdır; hiçbir özel kişi temin edemez | İcra müdürlüğünün bankalara gönderdiği haciz ihbarnamesi (İİK m.89) |
| "SGK'dan nerede çalıştığı öğrenilir." | SGK kayıtları kişisel veridir | Takip dosyasında SGK sorgusu; ardından işverene maaş haczi müzekkeresi |
| "Tanıdığım biri tapuda çalışıyor, bakar." | Görevlinin bu bilgiyi vermesi ve sizin alıp kullanmanız suçtur | Yok; bu yol dosyanızı da zehirler |
| "Borçlunun e-postasına girersem yazışmalarından malını bulurum." | Bilişim sistemine izinsiz girmek suçtur ve elde edilen bilgi delil değildir | Yok; açık kaynakta borçlunun kendi alenileştirdiği içerik kullanılabilir |
Bu sınırın bir de az bilinen tarafı var: resmi kanaldan meşru olarak elde edilen bilgi de serbestçe dolaşamaz. İİK m.78, UYAP sorgusuyla edinilen bilgilerin hukuka aykırı olarak paylaşılamayacağını açıkça söyler. Yani avukatınızın size ilettiği sorgu sonucunu borçlunun akrabalarına göstermek, sosyal medyada paylaşmak ya da "ne kadar malın olduğunu biliyorum" diye borçluya yazmak da sorun yaratır. Sorgu sonucu, takip dosyasının bir parçasıdır ve orada kalmalıdır.
Rıza ile alınan bilgi: sözleşme öncesinin unutulan aracı
Henüz borçlu olmayan biriyle iş yapmadan önce durum farklıdır. Vadeli satış, kira, ortaklık veya büyük bir sipariş öncesinde karşı taraftan tapu kaydı, araç ruhsatı, banka referans mektubu veya mali tablo istemek tamamen meşrudur; çünkü bilgi, sahibinin rızasıyla verilir. Pek çok alacaklı bu aşamayı atlar ve borçlunun mal varlığını ancak alacak tahsil edilemez hâle geldiğinde merak eder. Oysa sözleşme öncesinde alınan bir tapu fotokopisi, ileride hangi taşınmazın hangi tarihte kime devredildiğini sorgularken en sağlam başlangıç noktasıdır.
Takipten hacze: alacaklının resmi yol haritası
Alacaklının borçlunun mallarını resmi olarak öğrenmesi, icra takibinin kesinleşmesiyle başlar. Takip talebi verilir, ödeme emri borçluya tebliğ edilir; borçlu yedi gün içinde ödemez ve itiraz etmezse ya da itirazı kaldırılırsa, alacaklı haciz isteyebilir ve UYAP üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarını sorgulayabilir.
Bu kısa cevabın arkasında, her biri ayrı bir bilgi kapısı açan bir dizi adım vardır. Aşağıdaki sıra ilamsız takip üzerinden kurgulanmıştır; ilamlı takipte ve kambiyo senetlerine dayalı takipte süreler ve itiraz yolları farklılaşır, ama sorgu ve haciz mantığı aynıdır.
- Takip talebi: Alacaklı veya vekili, alacağın dayanağıyla birlikte icra dairesine başvurur. Bu aşamada henüz kişi bazlı sorgu yapılamaz.
- Ödeme emri ve yedi günlük süre: İİK m.60 uyarınca ödeme emri, borçluya borcu ödemesini, itirazı varsa bildirmesini ve itiraz etmeyecekse mal beyanında bulunmasını ihtar eder.
- Kesinleşme: Süre itirazsız geçer veya itiraz kaldırılırsa takip kesinleşir.
- UYAP sorgusu: İİK m.78/1, alacaklının haciz talebinde bulunmaksızın UYAP'a entegre sistemler üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarını sorgulayabileceğini düzenler. Tapu, araç, SGK, adres ve benzeri kayıtlar bu aşamada görünür.
- Haciz: Bulunan mal ve haklar, çoğu elektronik olarak haczedilir; taşınmaz ve araç kayıtlarına haciz şerhi işlenir.
- Haciz ihbarnamesi: Bankalar ve borçlunun alacaklı olduğu üçüncü kişiler İİK m.89 uyarınca uyarılır; bundan sonra borçluya değil icra dairesine ödeme yapmak zorundadırlar.
- Mal beyanı: Borçlu, mal ve gelirlerini icra dairesine bildirmekle yükümlüdür (İİK m.74). Beyanda bulunmayan borçlu için alacaklının talebiyle tazyik hapsi istenebilir (m.76); gerçeğe aykırı beyan ise şikâyete bağlı bir suçtur (m.338).
- Haciz tutanağı ve aciz: Haczi kabil mal bulunamazsa veya bulunan mallar yetmezse düzenlenen tutanak, aciz belgesi hükmündedir (m.105). Bu belge, tasarrufun iptali davasının ön şartıdır.
Bu yol haritasında her aşama farklı bir bilgi üretir. Aşağıdaki tablo, alacaklının hangi aşamada neyi öğrenebileceğini ve en sık nerede zaman kaybedildiğini özetliyor.
| Aşama | Öğrenilebilecek bilgi | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Takip öncesi | Yalnızca herkese açık kaynaklar ve borçlunun rızasıyla verdiği belgeler | Mal kaçırma işareti varsa ihtiyati haciz bu aşamada değerlendirilir |
| Ödeme emri tebliği | Borçlunun tebligat adresinde bulunup bulunmadığı | Tebligat dönerse takip ilerlemez; adres sorunu ayrı ele alınmalı |
| Takibin kesinleşmesi | UYAP üzerinden tapu, araç, SGK, adres ve diğer entegre kayıtlar | Sorgu, borçlu adına kayıtlı olanı gösterir; kullanılanı değil |
| Haciz ve haciz ihbarnamesi | Banka hesaplarındaki tutar, üçüncü kişilerin borçluya borcu | Üçüncü kişi yedi gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır (m.89) |
| Mal beyanı | Borçlunun kendi beyan ettiği mallar ve gelirler | Beyan ile saha gerçeği arasındaki fark ayrı bir hukuki imkân doğurur |
| Haciz tutanağı ve aciz belgesi | Borçlunun bilinen mallarının alacağa yetmediği | Tasarrufun iptali ve İİK m.338/2 başvurusu için kapı açılır |
Bir ayrıntı pratikte sık atlanır: ödeme emri borçluya tebliğ edilemiyorsa bu adımların hiçbiri işlemez. Borçlu bilinen adresinden taşınmışsa ve MERNİS adresi güncel değilse, önce tebligat adresinin bulunması gerekir. Bu durumda çalışma borçlu adres tespiti ile başlar; adres netleşmeden yapılan mal araştırması çoğu zaman bekleyen bir dosyada atıl kalır.
UYAP sorgu sonuçları nasıl okunmalı?
Sorgu sonucu bir liste değil, bir haritadır; doğru okunduğunda boş görünen satırlar bile yön gösterir. Avukatınızın size ilettiği sonuçlara bakarken şu ayrımları yapmak işe yarar.
Tapu satırında taşınmazın varlığı kadar üzerindeki şerhler de önemlidir. Bankaya ipotekli bir daire, ipotek bedeli ve önceki hacizler düşüldüğünde size hiçbir şey bırakmayabilir. Buna karşılık yakın tarihte borçlunun adından çıkmış bir taşınmaz, güncel sorguda hiç görünmez; bu bilgiye ancak tapu müdürlüğünden geçmişe dönük kayıt istendiğinde ya da dava içinde müzekkereyle ulaşılır.
Araç satırında aracın üzerindeki rehin, önceki hacizler ve yakalama şerhleri değerin gerçek ölçüsüdür. Aracın borçlu adına kayıtlı olması fiilen elinde olduğu anlamına da gelmez. Haczedilen bir aracın muhafaza altına alınması için yerinin bilinmesi gerekir ve muhafaza giderleri satış talebiyle birlikte peşin ödenir; yeri bilinmeyen bir araç uzun süre kâğıt üzerinde kalabilir.
SGK satırında görünen işveren bilgisi, maaş haczinin adresidir. İİK m.83'e göre maaş ve ücretler, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilebilir ve haczedilecek miktar dörtte birden az olamaz. Ancak borçlu birden fazla haczin sırasında ise sizin kesintiniz yıllarca başlamayabilir. SGK'da kayıt görünmemesi ise borçlunun çalışmadığını değil, kayıtlı çalışmadığını gösterir.
Sorgu boş döndüğünde: "malı yok" ile "malı görünmüyor" arasındaki fark
UYAP sorgusunun boş dönmesi, borçlunun gerçekten varlıksız olduğunu kanıtlamaz; yalnızca kendi adına kayıtlı haczedilebilir bir değer bulunmadığını gösterir. Bu iki durumu ayırt etmenin yolu, borçlunun görünür yaşamı ile kayıtlı varlığı arasındaki farkı sistematik olarak incelemektir.
Boş sorgunun dört tipik açıklaması vardır ve her biri farklı bir hukuki yola çıkar. Borçlu gerçekten aciz olabilir; bu durumda araştırma bütçesi harcamak yerine aciz belgesini almak ve ileride durum değişirse harekete geçmek daha akılcıdır. Borçlu malını takipten önce devretmiş olabilir; bu, tasarrufun iptali davasının alanıdır. Borçlu kayıt dışı çalışıyor olabilir; bu, saha doğrulamasının ve mal beyanı yükümlülüğünün alanıdır. Ya da borçlunun ekonomik faaliyeti bir şirket veya yakını üzerinden yürüyor olabilir; bu da hem iptal davasının hem de işletme devri sorumluluğunun alanıdır.
Kontrol listesi: Sorgu boş döndüğünde avukatınızla konuşulacak sorular
- [ ] Borçlu takip veya dava sürecinde ne iş yaptığını söyledi; bu beyan herhangi bir açık kaynakla tutarlı mı?
- [ ] Borçlunun takipten önceki beş yılda adına kayıtlı olduğu bilinen bir taşınmaz, araç veya şirket hissesi var mıydı?
- [ ] Borçlunun ortağı ya da yöneticisi olduğu bir şirket kapandı mı, unvan veya adres değiştirdi mi?
- [ ] Aynı adreste, aynı faaliyet alanında yeni bir şirket kuruldu mu? Ortakları kim?
- [ ] Borçlunun eşi, çocuğu, kardeşi veya birlikte yaşadığı kişi son dönemde mülk veya araç edindi mi?
- [ ] Borçlu kamuya açık hesaplarında yeni bir işletme, araç, tekne veya yatırım paylaştı mı?
- [ ] Borçlunun bilinen müşterileri, kamu ihaleleri veya düzenli tahsilat yaptığı kişiler var mı?
- [ ] Haciz tutanağı düzenlendi mi; düzenlendiyse tarihi, tasarrufun iptali süreleri açısından ne ifade ediyor?
Bu soruların çoğu, özel bir araştırma başlatmadan önce alacaklının kendi bilgisiyle cevaplanabilir. Alacaklı çoğu zaman borçluyu tanır: ticari ilişkinin geçmişinden, ortak tanıdıklardan, eski yazışmalardan. Bu bilgiyi yazıya dökmek, araştırmanın ilk günlerini tasarruf eder ve kapsamın yalnızca gerçekten bilinmeyen noktalara odaklanmasını sağlar.
Aciz belgesinden sonra da kapı kapanmaz
Aciz belgesi bir son değil, farklı bir başlangıçtır. İİK m.143'e göre aciz belgesi borç ikrarı niteliğinde bir senettir ve alacaklıya tasarrufun iptali davası açma hakkı verir. Belgeye bağlanan alacak, borçluya karşı belgenin düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar ve alacaklı belgeyi aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde takibe devam ederse yeniden ödeme emri tebliğine gerek kalmaz. Buna karşılık aciz belgesinde yazılı miktar için faiz istenemez; bu nedenle aciz belgesini ne zaman almak gerektiği de bir strateji sorusudur.
Daha az bilinen imkân İİK m.338/2'dedir. Hakkında aciz belgesi alınmış borçlunun asgari ücretin üzerinde bir geçim sürdürdüğü, alacaklının en geç beş yıl içindeki başvurusu üzerine sabit olursa, icra mahkemesi borçlunun asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinin dörtte birden az olmamak üzere bir kısmını her ay icra dairesine yatırmasına karar verir. Bu yükümlülüğe uymayan borçlu için tazyik hapsi öngörülmüştür. "Malı yok ama lüks yaşıyor" şikâyetinin hukuki karşılığı tam olarak budur ve bu başvuruda borçlunun görünür yaşam düzenini gösteren kamuya açık bulgular doğrudan işe yarar.
İhtiyati haciz: mal kaçmadan önce davranmak
İhtiyati haciz, alacaklının henüz kesinleşmiş bir takibi veya ilamı yokken, mahkeme kararıyla borçlunun mallarının geçici olarak haczedilmesidir. Vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış bir para alacağında istenebilir; vadesi gelmemiş alacakta ise ancak borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa veya borçlu mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlanıyorsa mümkündür (İİK m.257).
Mal varlığı araştırmasının zamanlaması açısından ihtiyati haciz kritik bir araçtır, çünkü sıradan takip yolunun en zayıf noktasını kapatır: zaman. Bir ilamsız takipte ödeme emrinin tebliği, itiraz ve itirazın kaldırılması haftalar, bazen aylar sürebilir. Bu süre, malını devretmeye karar vermiş bir borçlu için fazlasıyla yeterlidir. İhtiyati haciz ise borçluya haber verilmeden karar verilebilen ve hızla uygulanan bir tedbirdir; mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir (m.258).
Mahkemeyi ne ikna eder?
İhtiyati hacizde istenen ispat ölçüsü tam ispat değil, yaklaşık ispattır; kanunun ifadesiyle mahkemeye "kanaat getirecek" delil. Vadesi gelmiş alacakta bu genellikle alacağın varlığını gösteren belgedir: fatura ve teslim belgeleri, sözleşme, senet, ikrar içeren yazışma. Vadesi gelmemiş alacakta ise ikinci bir unsur gerekir: borçlunun malları kaçırma hazırlığı. Burada soyut endişe yetmez. "Borçlu her şeyini satacak gibi görünüyor" cümlesi, tarihli ve kaynaklı tek bir satılık ilanının yanında çok zayıf kalır.
| İhtiyati haciz unsuru | İkna edici bulgu örneği | Zayıf kalan anlatım |
|---|---|---|
| Alacağın varlığı | İmzalı sözleşme, teslim belgeli faturalar, borcu kabul eden e-posta | "Bize borcu olduğunu herkes biliyor" |
| Vadesi gelmemiş alacakta kaçırma hazırlığı | Borçlu şirketin tek taşınmazının satılık ilanı, ilan tarihi ve arşiv kaydıyla | "Son zamanlarda tavırları değişti" |
| Gizleme veya hileli işlem | Sicil gazetesinde hisselerin yakına devri, devir tarihinin ihtarnameden sonra olması | "Malları akrabalarına geçirdiğini duydum" |
| Belirli yerleşim yeri olmaması | Tebligatların bilinen bütün adreslerden "taşınmış" şerhiyle dönmesi | "Yurt dışına gidecekmiş" |
| Haczedilecek malların belirlenmesi | Faal işletmenin adresi, kullanılan araçların görünür bilgisi, üçüncü kişideki alacak izi | Belirsiz bir "bütün malları" talebi |
Son satır özellikle önemlidir. İhtiyati haciz kararında haczedilecek şeylerin gösterilmesi gerekir (m.260) ve karar, infaz edildiği yerde bir değere denk gelmezse alacaklıya fiilen bir şey kazandırmaz. Borçlunun tam olarak hangi adreste faaliyet gösterdiğini, hangi araçları kullandığını ya da hangi kurumdan alacaklı olabileceğini önceden bilmek, kararın kâğıt üzerinde kalmasını önler. On günlük infaz süresi, bu hazırlığın kararı beklemeden yapılmasını gerektirir.
İhtiyati haczin bedeli: haksız çıkma riski
İhtiyati haciz güçlü olduğu kadar risklidir. Alacaklı haczi haksız çıkarsa, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradığı bütün zararlardan sorumludur (m.259). Faal bir işletmenin mallarına veya banka hesaplarına haksız yere konulmuş bir haciz, iş kaybı nedeniyle ciddi bir tazminat talebine dönüşebilir. Bu nedenle ihtiyati haciz talebi, abartılmış bir mal kaçırma anlatısına değil, doğrulanmış olgulara dayanmalıdır. Bu yüzden bir araştırma raporunda her bulgunun "gözlendi", "açık kaynakta kayıtlı" veya "doğrulanamadı" diye ayrılması önemlidir: avukatınız neyi iddia edebileceğini, neyi edemeyeceğini dilekçeyi yazmadan önce bilmelidir.
Mal kaçırma nasıl anlaşılır: kronolojiyi okumak
Mal kaçırma, tek bir işlemden değil, işlemlerin zamanlamasından anlaşılır. Bir devrin şüpheli olup olmadığını belirleyen soru "malı kime verdi?" kadar "ne zaman verdi?" sorusudur: borcun doğduğu, ihtarın gönderildiği, takibin başladığı ve davanın açıldığı tarihlerle aynı zaman çizelgesine yerleştirildiğinde, sıradan görünen bir satış başka bir anlam kazanabilir.
Bu yüzden mal kaçırma incelemesinin ana ürünü bir liste değil, bir kronolojidir. En basit hâliyle iki sütunlu bir tablodur: solda alacakla ilgili tarihler (sözleşme, teslim, vade, ihtarname, takip, ödeme emri tebliği, dava), sağda borçlunun varlıklarıyla ilgili tarihler (devir, şirket kuruluşu, hisse satışı, unvan veya adres değişikliği, ilan, yeni işletme açılışı). İki sütun birlikte okunduğunda örüntü ya ortaya çıkar ya da çıkmaz; ve çıkmaması da değerli bir bilgidir, çünkü sizi sonuçsuz bir davadan korur.
Masum açıklamayı da hesaba katın
Her devir mal kaçırma değildir. Borçlu, borcunu ödemek için malını gerçekten satmış olabilir; bir bankaya olan kredisini kapatmak için aracını elden çıkarmış olabilir; işletmesini gerçekten kapatmış ve çalışanlarından biri aynı sektörde kendi işini kurmuş olabilir. İyi bir inceleme, bu açıklamaları baştan dışlamaz; aksine her şüpheli göstergenin masum karşılığını da yazar ve ikisini ayırt edecek soruyu belirler.
| Gösterge | Olası masum açıklama | Ayırt edici soru |
|---|---|---|
| Takipten kısa süre önce taşınmaz satışı | Borçlu nakit ihtiyacı nedeniyle piyasa koşullarında satmış | Satış bedeli piyasa değerine yakın mı, bedel bir hesaba girmiş mi, alıcı yabancı biri mi? |
| Şirket hisselerinin aile üyesine devri | Kuşak değişimi, sağlık nedeniyle işten çekilme | Borçlu şirkette fiilen çalışmayı ve karar vermeyi sürdürüyor mu? |
| Eski şirketin faaliyeti durdurup aynı adreste yeni unvan | Eski çalışanın kendi işini kurması | Ekipman, telefon, müşteri ve personel aynı mı; yeni şirket eski borçları üstlendi mi? |
| Borçlunun yeni araçla görülmesi | Araç işverenin, kiralık veya yakınının | Araç ne sıklıkla, hangi amaçla ve kim tarafından kullanılıyor? |
| Satılık ilan ve hemen ardından satış | Gerçek bir satış süreci | Alıcı kim, satıştan sonra mal kimin kullanımında? |
| Borçlunun yüksek harcamalı yaşamı | Eşinin geliri, aile yardımı, birikimin harcanması | Harcamanın kaynağı ve sürekliliği hakkında açık kaynakta ne var? |
Tablonun üçüncü sütunu, araştırmanın gerçek gündemidir. Mahkeme de aynı soruları soracaktır. Tasarrufun iptali davasında devralan taraf "ben bedeli ödedim, borçlunun durumunu bilmiyordum" diyecektir; sizin dosyanız ise bu savunmanın neden inandırıcı olmadığını olgularla göstermelidir. Mal kaçırmanın sahada en sık görülen göstergelerinin ayrıntılı listesi ve bu göstergelerin hangi kaynaklardan tespit edildiği, mal varlığı araştırması hizmet sayfamızda yer alıyor; burada yöntem üzerinde durmak daha yararlı.
Kontrol listesi: Bir devri kronolojiye yerleştirirken
- [ ] Devrin resmi tarihi nedir ve hangi kaynaktan (sicil ilanı, tapu kaydı, mahkeme müzekkeresi) öğrenildi?
- [ ] Devir, alacağın doğduğu tarihten önce mi sonra mı?
- [ ] Devir, ihtarnamenin borçluya ulaşmasından veya ödeme emrinin tebliğinden sonra mı?
- [ ] Devralan kişi borçlunun yakını, çalışanı, ortağı ya da aynı konutta yaşayan biri mi?
- [ ] Devirden sonra mal kimin kullanımında görünüyor; bu kullanım kamuya açık bir alandan doğrulanabiliyor mu?
- [ ] Devirden önce ya da sonra aynı mal için satılık veya kiralık ilan verildi mi?
- [ ] Devir tek mi, yoksa kısa aralıklarla birden fazla devir mi var?
- [ ] Devir tarihi ile bugün arasında kaç yıl geçti; beş yıllık hak düşürücü süreye ne kadar kaldı?
Fiili kullanım: kâğıttaki sahiplik ile sahadaki gerçek
Muvazaalı bir devrin en güçlü göstergesi çoğu zaman bir belge değil, bir alışkanlıktır: borçlunun devrettiği evde oturmaya, sattığı aracı kullanmaya, "çekildiği" işletmeyi yönetmeye devam etmesi. Bu olgu, resmi kayıtta hiçbir zaman görünmez; çünkü kayıt, tanımı gereği, devrin gerçekleştiğini söyler. Fiili kullanım ancak gözlemle tespit edilir ve gözlemin kendisi de hukuka uygun olmalıdır.
Hukuka uygun gözlem, kamuya açık bir alandan, ölçülü sürede ve yalnızca devirle ilgili olguya odaklanarak yapılır. Bir işletmenin mesai saatlerinde kimin yönetiminde çalıştığı, kimin müşterilerle görüştüğü, kimin kepengi açıp kapattığı sokaktan görülebilir. Bir aracın kimin tarafından düzenli olarak kullanıldığı, kamuya açık bir otoparkta veya caddede görülebilir. Buna karşılık borçlunun evinin içini görüntülemek, aracına takip cihazı yerleştirmek ya da onu her gün ve fark edilir biçimde izlemek, hem suç oluşturur hem de bulguyu kullanılamaz hâle getirir. Israrlı takip TCK m.123/A kapsamında ayrı bir suçtur ve bir alacak davasının gerekçesi olamaz.
Tasarrufun iptali davası: şartlar, süreler ve 2025 değişikliği
Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarını zarara uğratan belirli işlemlerinin alacaklıya karşı hükümsüz sayılmasını ve devredilen mal üzerinden cebri icra yapılabilmesini sağlayan davadır (İİK m.277 vd.). Davayı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir; haczi kabil mal bulunmadığını ya da bulunan malların yetmediğini gösteren haciz tutanağı da İİK m.105 uyarınca bu işlevi görür.
Bu davanın sonucu çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kazanılan iptal davası malı borçluya geri döndürmez ve tapu kaydını düzeltmez. İİK m.283'e göre davayı kazanan alacaklı, dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazanır; taşınmaz söz konusuysa, üçüncü kişi adına olan kayıt düzeltilmeden o taşınmazın haczini ve satışını isteyebilir. Devralan malı da elden çıkarmışsa, alacaklının alacağını aşmamak üzere onun yerine geçen değer kadar nakdi tazmine mahkûm edilebilir. Yani iptal davası, yalnızca davayı açan alacaklı için ve yalnızca alacağı ölçüsünde sonuç doğurur.
İptal sebepleri üç maddede toplanır ve her birinin zaman penceresi ve ispat yükü farklıdır.
| Madde | İptale tabi tasarruf | Zaman penceresi | İspat açısından önemli nokta |
|---|---|---|---|
| m.278 (7571 sayılı Kanun ile değişik) | Bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar; yakın akraba, eş ve ortak konutta yaşayanlarla yapılan tasarruflar, çok düşük bedelli sözleşmeler, ömür boyu gelir ve intifa sözleşmeleri | Aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl | Yakınlar arasındaki tasarrufta gerçek değere uygun karşılığı ispat yükü devralandadır |
| m.279 | Mevcut bir borç için sonradan verilen rehin, olağan dışı araçlarla yapılan ödeme, vadesi gelmemiş borcun ödenmesi, kişisel hakları güçlendiren tapu şerhleri | Hacizden, acizden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl | Yararlanan kişi borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez |
| m.280 | Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı bütün işlemler | İşlem tarihinden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalı | Karşı tarafın bu kastı bildiği veya bilmesi gerektiği; yakınlar ve işletme devralanlar için bilme karinesi |
2025 değişikliği alacaklı için ne ifade ediyor?
Yeni m.278 iki noktada pratik sonuç doğurur. Birincisi, yakınlar arasındaki devirlerde ispat yükünün yönü açıkça devralana verilmiştir: borçlunun annesi, kardeşi, eşi veya birlikte yaşadığı kişi, devrin gerçek değere uygun bir karşılıkla yapıldığını kanıtlamadıkça işlem bağışlama sayılır. İkincisi, kapsam genişlemiştir: "ortak konutta yaşayan kişiler" ve evlilik birliği son bir yıl içinde sona ermiş eski eş açıkça sayılmıştır. Bu, boşanmanın hemen ardından eski eşe yapılan devirlerin ve resmi akrabalık bağı olmayan ama aynı evi paylaşan kişilere yapılan devirlerin de bu karine içinde değerlendirileceği anlamına gelir.
Buna karşılık m.278'in zaman penceresi kısadır: aciz belgesinden geriye doğru bir yıl. Bu nedenle haciz tutanağının ne zaman düzenletileceği, hangi devirlerin m.278'e, hangilerinin m.280'e dayandırılacağını belirleyen stratejik bir karardır. Bir yıldan eski devirler için m.280'deki zarar verme kastı yolu açıktır; bu yolda da yakın akrabalar ve ticari işletmeyi devralanlar için borçlunun durumunu bildikleri kanunen varsayılır. Hangi maddenin hangi devre uygulanacağına avukatınız karar verir; araştırmanın görevi, her devrin tarihini, tarafını ve fiili sonucunu belgelemektir.
Davalı kimdir, dava sırasında mal nasıl korunur?
İptal davası borçluya ve onunla işlem yapan kişilere, bunların mirasçılarına ve kötü niyetli üçüncü kişilere karşı açılır; iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları korunur (m.282). Bu son ayrıntı, davanın hızla açılması gerektiğinin en güçlü nedenidir. Borçludan malı devralan yakın, malı bir kez daha, bu kez gerçekten iyi niyetli bir alıcıya satarsa, alacaklının o mala ulaşma imkânı ciddi biçimde zayıflar; geriye çoğu zaman ilk devralandan nakdi tazmin talebi kalır.
Bunu önlemenin yolu, dava açılırken veya dava sırasında ihtiyati haciz istemektir. İİK m.281'e göre hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir; teminatın gerekliliği ve miktarını mahkeme takdir eder. Dava basit yargılama usulüne tabidir ve davalılardan biri alacağı öderse dava reddedilir. İptal davası hakkı ise batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (m.284); bu süre işlemeye devirle başlar, alacaklının devri öğrenmesiyle değil.
İptal davasının yanındaki yollar: muvazaa, işletme devri ve ceza şikâyeti
Tasarrufun iptali, alacaklının tek aracı değildir. Devrin niteliğine göre muvazaa iddiası, ticari işletme devrinden doğan sorumluluk ve İİK'daki ceza hükümleri de gündeme gelebilir. Hangisinin seçileceği, devrin biçimine, tarihine ve elinizdeki delile bağlıdır; çoğu dosyada bunlar birbirini dışlamaz, birlikte değerlendirilir.
Muvazaa. Türk Borçlar Kanunu m.19'a göre bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır. Tarafların aslında hiçbir devir istemediği, yalnızca alacaklılardan malı saklamak için görünüşte bir satış yaptığı durum muvazaadır. Muvazaa iddiası, iptal davasından farklı olarak işlemin baştan hükümsüzlüğünü hedefler; ama ispatı çoğu zaman daha zordur, çünkü tarafların gizli iradesinin gösterilmesi gerekir. Alacaklılar bu nedenle uygulamada çoğunlukla, ispat kolaylıkları ve karineleri kanunda açıkça düzenlenmiş olan iptal davasını tercih eder.
Ticari işletme devri. TBK m.202'ye göre bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmelerde Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettiği tarihten itibaren işletmenin borçlarından sorumlu olur; önceki borçlu da iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır. Bildirim veya ilan yapılmadıkça bu iki yıllık süre işlemeye başlamaz. Eski şirketin borçla bırakılıp aynı faaliyetin yeni bir şirkette sürdürüldüğü dosyalarda, avukatınız devrin bu hükme girip girmediğini değerlendirir. Bu noktada sahadaki süreklilik göstergeleri (aynı ekipman, aynı personel, aynı müşteri, aynı telefon) belirleyici olabilir. Aynı mantık İİK m.280'de de vardır: ticari işletmenin veya emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralanın, borçlunun zarar verme kastını bildiği kabul edilir ve bu karine ancak devrin önceden ilan veya bildirimle duyurulduğu ispatlanarak çürütülebilir.
Bu yolların hepsinde ortak bir payda var: tarih, taraf ve fiili sonuç. Muvazaa iddiasında da, işletme devri sorumluluğunda da, ceza şikâyetinde de mahkemenin önüne konacak soru aynıdır: Bu devirden sonra kim neyi kullanmaya devam etti? Bu soruya cevap veren bulgu, birden fazla dosyada aynı anda işe yarar.
Özel araştırma bu süreçte hangi boşluğu doldurur?
Özel araştırma, resmi sorgunun göremediği iki şeyi görünür kılar: borçlunun adına kayıtlı olmayan ama fiilen yararlandığı değerler ve resmi kaydın arkasındaki gerçek kullanım. Bunu herkese açık kaynaklar ve kamuya açık alanda yapılan gözlemle yapar; tapu, araç, banka ve SGK kayıtlarına erişmez ve erişmeye çalışmaz.
Açık kaynak araştırması, yani açık kaynak istihbaratı (OSINT), herkesin erişebildiği ama dağınık duran bilgilerin sistemli biçimde toplanıp doğrulanmasıdır; yöntemin genel çerçevesi OSINT'in hukuka uygun kullanımı yazısında anlatılıyor. Mal varlığı dosyasında bu kaynakların her birinin, resmi kanalda karşılık gelen bir işlemi vardır. Değerli olan, kaynağın kendisi değil, bu karşılığın doğru kurulmasıdır.
| Açık kaynak veya saha bulgusu | Ne gösterir? | Resmi kanalda dönüştüğü işlem |
|---|---|---|
| Ticaret Sicili Gazetesi ilanı | Hisse devri, müdür değişikliği, yeni şirket kuruluşu, unvan ve adres değişikliği | İptal davasında devir kronolojisi; yeni şirket nezdinde haciz araştırması |
| Kamu ihale sonucu | Borçlunun veya şirketinin bir kamu kurumundan hakediş alacağı olabileceği | İlgili kuruma haciz ihbarnamesi (İİK m.89) |
| Marka sicili kaydı | Borçluya ait maddi olmayan bir değer | Marka üzerindeki hakkın haczi talebi |
| İcra satış ilanları | Borçlunun başka bir dosyada satışa çıkan malı, diğer alacaklıların varlığı | Satış bedelinden pay talebi ve sıra cetveli takibi |
| İş ilanları ve kurumsal sayfalar | İşletmenin hangi unvanla, hangi adreste faaliyet gösterdiği | Haciz adresi; işletme devri ve muvazaa iddiası |
| Satılık ve kiralık ilanlar | Varlığın varlığı, değeri ve elden çıkarılma hazırlığı | İhtiyati haciz talebi; m.278 bağlamında bedel karşılaştırması |
| Kamuya açık alandan saha gözlemi | İşletmenin faal olup olmadığı, kimin yönetiminde çalıştığı, varlıkların kimin kullanımında olduğu | İcra müdürlüğüne yeni haciz adresi bildirimi; fiili kullanım delili |
Tablodaki kaynakların hiçbiri gizli değildir; ama bunları doğru sırayla ve doğru biçimde kayda geçirmek uzmanlık ister. Bir ilan kaldırılmadan önce arşivlenmezse, bir sicil kaydı borç tarihleriyle karşılaştırılmazsa, bir saha gözlemi zaman damgası ve konum bilgisi olmadan yapılırsa, bulgu mahkemede tartışmaya açık hâle gelir. Ayrıca açık kaynakta görünen her bilgi serbestçe işlenemez; KVKK m.4'teki amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işleme ilkesi, borçlunun yakınlarının hayatının değil yalnızca devirle ilgili olguların incelenmesini gerektirir.
İşletme kimin adına faal?
Mal varlığı dosyalarının önemli bir kısmında asıl soru "borçlunun malı var mı?" değil, "borçlunun işi kimin adına yürüyor?" sorusudur. Kayıtta işsiz veya asgari ücretli görünen bir borçlu, fiilen bir atölyeyi, restoranı ya da nakliye işini yönetiyor olabilir; işletme ise eşinin, kardeşinin veya bir çalışanının adına kayıtlıdır.
Bu sorunun cevabı tek bir bulguda değil, birbirini tamamlayan göstergelerde yatar. Tabela ve kapıdaki unvan, işletmenin kurumsal sayfasında ve iş ilanlarında kullanılan unvan, ticari araçların üzerindeki yazılar, işletmenin sosyal medya hesabında kimin "sahip" veya "yönetici" olarak görüntülendiği, borçlunun kendi alenileştirdiği paylaşımlarda işletmeden nasıl söz ettiği ve kamuya açık alandan yapılan gözlemde işletmeyi kimin açıp kapattığı, kimin tedarikçi ve müşterilerle görüştüğü. Bu göstergeler bir araya geldiğinde, avukatınızın icra müdürlüğüne yeni bir haciz adresi bildirmesi, mal beyanının gerçeğe aykırılığını ileri sürmesi veya bir muvazaa iddiasını somutlaştırması için zemin oluşur.
Bir uyarı: işletmenin borçlu tarafından yönetildiğini göstermek, işletmenin mallarının otomatik olarak haczedilebileceği anlamına gelmez. İşletme başka bir kişi veya şirket adına kayıtlıysa, o kişinin mallarına haciz uygulanması için ayrı bir hukuki dayanak (iptal kararı, işletme devri sorumluluğu, muvazaa tespiti) gerekir. Hacizde üçüncü kişinin istihkak iddiası da ayrı bir tartışmadır. Saha bulgusu, bu dayanağın kurulmasına hizmet eder; onun yerine geçmez.
Senaryodaki bütün bulgular, borçlunun ve yakınının kendi alenileştirdiği içerikten, herkese açık bir ilan arşivinden ve kamuya açık bir sokaktan yapılan gözlemden gelir. Devir bedeli gibi resmi bir bilgi ise araştırmayla değil, mahkeme müzekkeresiyle dosyaya girer. İş bölümü budur.
Boşanma ve mal rejimi: alacaklı eş için kısa not
Boşanma sürecinde eşin mal varlığı, alacaklı-borçlu ilişkisinden farklı bir mantıkla öğrenilir: icra takibiyle değil, aile mahkemesinin kurumlara yazdığı müzekkerelerle. Taraflar, mal rejiminin tasfiyesi veya nafaka için gerekli kayıtların getirtilmesini mahkemeden ister; tapu, araç, banka ve SGK bilgisi bu yolla dosyaya girer.
Türk Medeni Kanunu'na göre eşler başka bir rejim seçmedikçe yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m.202) ve boşanmada mal rejimi dava tarihinden geçerli olarak sona erer (m.225). Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, değerleriyle tasfiyeye eklenir (m.229); borçlu eşin malları yetmezse bu kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye başvurulabilir (m.241). Bu hükümler, alacaklılar için anlatılan kronoloji mantığının aile hukukundaki karşılığıdır: dava tarihine yakın devirler, tarih ve taraf olarak belgelenmelidir.
İki alan arasında 2025 değişikliğiyle doğan bir kesişme de var. Yeni İİK m.278, evlilik birliği son bir yıl içinde sona ermiş olsa bile eşle yapılan tasarrufları, karşılığı ispatlanmadıkça bağışlama sayar. Yani bir borçlunun boşanmadan hemen önce veya sonra malını eşine ya da eski eşine devretmesi, üçüncü kişi alacaklılar açısından da dikkatle bakılması gereken bir işlemdir. Nafaka dosyalarında ise asıl mesele çoğu zaman kayıt dışı gelirdir; bu konuyu nafaka davasında gelir ve yaşam standardının ispatı yazısı ayrıntılı ele alıyor.
Sık yapılan hatalar
Mal varlığı dosyalarındaki kayıpların çoğu, borçlunun kurnazlığından değil alacaklının sıralama ve süre hatalarından doğar. Aşağıdaki hatalar, resmi kanalı ve özel araştırmayı doğru sırayla kullanmayan dosyalarda tekrar tekrar görülür.
- Takip açmadan "araştırma" ile başlamak. Resmi sorgular ucuz ve hızlıdır, ama yalnızca kesinleşmiş takipte açılır. Özel araştırma, resmi taramanın boş bıraktığı yerleri doldurmak için planlanmalıdır; onun yerine değil.
- İhtiyati haciz kararını infaz ettirmeyi geciktirmek. Karar, on gün içinde icra dairesinden infazı istenmezse kendiliğinden kalkar (İİK m.261). Haczedilecek malların ve adreslerin kararı beklemeden hazır olması gerekir.
- Yedi günlük takip veya dava süresini kaçırmak. Dava veya takipten önce uygulanan ihtiyati haciz, m.264'teki süre içinde takip talebi veya dava ile desteklenmezse hükümsüz kalır.
- Beş yıllık süreyi yanlış başlatmak. İptal davası hakkı devrin yapıldığı tarihten itibaren beş yılda düşer (m.284). "Devri yeni öğrendim" demek, süreyi uzatmaz.
- Aciz belgesi olmadan iptal davası açmak. Davayı açabilmek için elde geçici veya kesin aciz belgesi ya da aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı bulunmalıdır (m.277, m.105). Önce haciz tutanağı düzenletilmelidir.
- Eski kaynaklarla süre hesaplamak. İİK m.278 Aralık 2025'te değişti. Değişiklik öncesine ait bir makaleye veya şablona dayanarak yapılan hesap, dosyayı yanlış maddeye yaslayabilir.
- Sorgu sonuçlarını dolaşıma sokmak. UYAP sorgusuyla öğrenilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz (m.78). Aile grubunda, sosyal medyada veya borçlunun çevresinde paylaşılan bir sorgu sonucu, alacaklıyı savunma pozisyonuna düşürür.
- Tek göstergeyle muvazaa iddia etmek. Bir akraba devri veya tek bir fotoğraf, mahkemeyi ikna etmeye yetmez. Zamanlama, bedel, taraf ve fiili kullanımın birlikte gösterilmesi gerekir.
- Borçlunun yakınlarını sıkıştırmak. Devralan kişiyi arayıp uyarmak, evine gitmek veya iş yerinde rahatsız etmek; tehdit, ısrarlı takip ve kişilik hakkı ihlali iddialarına yol açar ve devralanı malı hızla iyi niyetli bir üçüncü kişiye satmaya iter.
- Araştırma bütçesini alacaktan bağımsız belirlemek. Tahsil edilebilir kısmı küçük bir alacak için kapsamlı ve çok illi bir araştırma ekonomik değildir. Kapsam, alacağın büyüklüğüne ve olası kazanıma göre ölçeklendirilmelidir.
Bu listenin ortak noktası, hataların neredeyse hiçbirinin bilgi eksikliğinden değil, eylemlerin yanlış sırada yapılmasından kaynaklanmasıdır. Avukatınızla birlikte hazırlanmış basit bir zaman çizelgesi (hangi tarihte ne talep edilecek, hangi süre ne zaman doluyor) bu hataların çoğunu önler.
Kanıt Dedektiflik bu süreçte ne yapar?
Kanıt Dedektiflik, mal varlığı dosyalarında resmi kanalın yerine geçmez; avukatınızın UYAP sorguları, haciz ihbarnameleri ve müzekkere talepleriyle çalışan bir destek katmanı olarak konumlanır. Banka, tapu, araç, SGK veya vergi kaydı temin etme talebini ilk görüşmede reddederiz; bu, Kanıt Yöntemi'nin ilk adımı olan hukuka uygunluk ön testinin parçasıdır.
Dosya kabul edildiğinde avukatınızın paylaştığı sorgu sonuçlarını ve haciz tutanaklarını okuyarak boşlukları belirleriz. Ardından ticaret sicili ilanlarını, ihale sonuçlarını, marka kayıtlarını, ilan ve haber arşivlerini ve borçlunun alenileştirdiği içerikleri tarar; gerektiğinde işletmenin faaliyetini ve varlıkların fiili kullanımını kamuya açık alandan, zaman damgalı olarak belgeleriz. Bütün bulguları borç, ihtar, takip ve devir tarihleriyle tek bir kronolojide birleştiririz.
Teslim edilen Delil Dosyası, her bulgunun kaynağını, tarihini ve elde ediliş yöntemini; hangi bulgunun hangi resmi işlemle (haciz ihbarnamesi, müzekkere, ihtiyati haciz talebi) teyit ettirilebileceğine dair notu ve dijital dosyaların bütünlük listesini içerir. Hukuki niteleme ve strateji avukatınızındır. Hizmetin kapsamı, süreleri ve teslim edilen belgelerin ayrıntısı ise yukarıda bağlantısını verdiğimiz hizmet sayfasında yer alıyor.
Bu hafta atabileceğiniz adımlar
Borçlunuzun gerçek ekonomik durumunu öğrenmek istiyorsanız, en etkili ilk adımlar genellikle masrafsız olanlardır. Aşağıdaki sıra, dosyanın hangi aşamada olduğundan bağımsız olarak uygulanabilir.
- Tarihleri tek sayfaya yazın. Sözleşme, teslim, vade, ihtarname, takip, ödeme emri tebliği, dava ve varsa haciz tutanağı tarihlerini alt alta sıralayın. Bütün süre hesapları bu sayfadan yapılacaktır.
- Bildiklerinizi kaydedin. Borçlunun geçmişte kullandığı adresleri, araçları, işletmeleri, ortaklarını ve yakınlarını, kaynağıyla birlikte not edin. Bu bilgiyi siz zaten biliyorsunuz; yazıya dökülmediği için kayboluyor.
- Avukatınıza takip durumunu sorun. Takip kesinleşti mi, UYAP sorgusu yapıldı mı, bankalara haciz ihbarnamesi gitti mi, haciz tutanağı düzenlendi mi? Bu dört sorunun cevabı, özel araştırmaya gerçekten ihtiyaç olup olmadığını gösterir.
- Kaybolabilecek kanıtı koruyun. Borçlunun yayımladığı satılık ilanları, sicil ilanlarını ve alenileştirilmiş paylaşımları bağlantı adresi ve tarihiyle arşivleyin; ilanlar ve paylaşımlar hızla kaldırılabilir. Kişilerin hesaplarına girmeyin, yalnızca herkese açık olanı kaydedin.
- Borçluyla ve yakınlarıyla yüzleşmeyin. Bildiğinizi belli etmek, tamamlanmamış devirleri hızlandırır. Bulgu, ihtiyati haciz veya iptal davası talebine kadar dosyada kalmalıdır.
- Süre baskısını değerlendirin. Son bir yıl içinde yakınlara yapılmış bir devir veya beş yıllık süresi dolmak üzere olan eski bir devir varsa, avukatınızla aynı hafta içinde konuşun.
Bu adımlardan sonra resmi kanalın boş bıraktığı somut bir soru kalıyorsa, örneğin borçlunun kimin adına faaliyet gösterdiği veya devredilen malı kimin kullandığı, özel araştırma o soruya odaklanabilir. Dosyanızın bu tür bir çalışmaya uygun olup olmadığını konuşmak için ücretsiz ön görüşme talebinizi iletişim sayfasından iletebilirsiniz; ilk değerlendirmede hangi bilginin hukuka uygun yoldan elde edilebileceğini, hangisinin yalnızca icra dairesi veya mahkeme kanalıyla öğrenilebileceğini açıkça konuşuruz.
Kaynaklar ve mevzuat
Bu konuyla ilgili hizmetler
Mal Varlığı Araştırması
Resmi sorguların boş döndüğü dosyalarda borçlunun gerçek ekonomik izini açık kaynak ve saha doğrulamasıyla belgeliyor, bulguyu avukatınızın icra ve dava stratejisine uygun bir Delil Dosyası'na dönüştürüyoruz.
İnceleAdres Tespiti
Tebligatı dönen borçlunun, dinletmek istediğiniz tanığın ya da izini kaybettiğiniz bir muhatabın fiili adresini resmi kayıtlara dokunmadan, açık kaynak ve saha doğrulamasıyla belgeleriz.
İncele

